Çocuklarda İşitme Taraması

Türkiye’de, yeni doğan bebeklerin işitme yeteneklerini değerlendirmek amacıyla işitme tarama programı 2000 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bu programın amacı, işitme kaybı olan bebeklerin erken dönemde tespit edilmesi ve böylece konuşma gelişimlerinin olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesidir. Aynı zamanda çocukların psikososyal gelişimlerinin desteklenerek topluma sağlıklı bireyler olarak katılmaları hedeflenmektedir. Yenidoğan işitme taraması sayesinde, birçok bebek işitme problemi açısından hızlıca değerlendirilmekte ve gereken tedavi yöntemlerine zamanında başlanmaktadır.
Yenidoğan İşitme Tarama Programı Süreci
Yenidoğan İşitme Taraması, doğumun gerçekleştiği tüm sağlık merkezlerinde uygulanmaktadır. Amaç, işitme sorunlarını en erken dönemde tespit edip gerekli müdahaleyi yapmaktır. Bu süreçte kullanılan yöntem, Tarama ABR (Otomatik İşitsel Beyin Kökü Yanıtı) testidir. ABR testi, işitsel sinir sisteminin beyin tepkilerini ölçerek işitme fonksiyonunu değerlendirir.
Bebeğin doğumunu takiben ilk işitme testi, çoğunlukla hastaneden ayrılmadan önce, ilk 72 saat içerisinde yapılır. Testi başarıyla geçen bebekler için ek bir değerlendirme yapılmazken, testi geçemeyenler 7 ila 15 gün içerisinde tekrar test edilir. İkinci testte de benzer sonuç alınmazsa, doğumdan sonraki 15-30 gün arasında tekrar ABR testi uygulanır. İşitme kaybı şüphesi olan bebekler, kesin tanı konulabilmesi için uzman merkezlere sevk edilir. Risk altında olan yenidoğanlar ise standart testlerin dışında daha kapsamlı incelemeye tabi tutulur.
Çocuklarda Görülen İşitme Kayıplarının Türleri ve Sınıflandırması
İşitme organı, dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç ana bölümden meydana gelir. İşitme kaybı, ilgili bölümlerde meydana gelen sorunlara göre farklı kategorilere ayrılır.
1. İletim Tipi İşitme Kaybı
Ses titreşimlerinin dış kulaktan orta kulağa iletilmesi sırasında ortaya çıkan aksaklıklar sonucunda meydana gelir. Bu durum çoğunlukla kulak kepçesi, dış kulak yolu ya da orta kulaktaki hastalıklardan kaynaklanır. Bu tür işitme kaybında ses, kulak içindeki işitme organına tam olarak ulaşamaz.
2. Sensörinöral İşitme Kaybı
İç kulaktaki koklea (işitme organı), işitme siniri veya beyindeki işitme yollarındaki hasarlardan dolayı meydana gelir. Bu tür kayıplar genellikle kalıcıdır ve sinir ya da duyu hücrelerinin zarar görmesiyle ilişkilidir.
3. Mikst (Karma) Tip İşitme Kaybı
Hem iletim tipi hem de sensörinöral kaybın aynı anda görüldüğü durumları ifade eder. Bu tür işitme kaybı, hem işitme organının farklı bölgelerinde hem de sinirsel yapılarında eş zamanlı olarak ortaya çıkan sorunların bir araya gelmesiyle oluşur.
Çocukta İşitme Azlığı Nedir?
İşitme duyusu, çocuğun çevresiyle iletişim kurmasını ve dünyayı anlamasını sağlar. İşitme güçlüğü çeken çocuklar, sadece konuşma ve dil becerilerinde değil, aynı zamanda sosyal etkileşim ve zihinsel gelişimlerinde de geride kalabilirler. İlk dört yıl, dilin hızla geliştiği hayati bir süreçtir. Eğer işitme problemleri erken dönemde fark edilmezse, çocukların iletişim kurması zorlaşır, duygusal olgunlukları etkilenir ve akademik başarıları olumsuz yönde etkilenebilir. Bu sebeple, işitme kaybının en erken zamanda belirlenip hızlıca müdahale edilmesi büyük önem taşır.
Çocuklarda İşitme Kaybı Görülme Oranı Nedir?
Dünya genelinde, insanların yaklaşık %5’i çeşitli derecelerde işitme zorluğu yaşamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, bu grubun içinde yaklaşık 34 milyon çocuk (%7 oranında) işitme kaybıyla mücadele etmektedir.
Çocuklukta Görülen İşitme Kaybı Nedenleri Nelerdir?
İşitme sorunları, çoğunlukla iki temel gruba ayrılır: Doğuştan var olan (konjenital) ve sonradan gelişen (edinilmiş) tipler.
Konjenital İşitme Kaybı
Doğum öncesi veya sırasında ortaya çıkan ve genetik ya da çevresel faktörlere bağlı nedenlerle gelişen işitme kaybıdır. En yaygın sebebi genetik bozukluklardır. Ancak, doğum öncesi geçirilen enfeksiyonlar da önemli bir faktördür. Örnek olarak:
- Doğumsal iç kulak yapısındaki bozukluklar, örneğin Michel veya Mondini tipi anormallikler
- Genetik sendromlar (Waardenburg, Usher gibi)
- Enfeksiyonlar (sitomegalovirüs, kızamıkçık gibi)
- Prematüre doğum, düşük doğum ağırlığı
- Ototoksik ilaçların anne karnında kullanımı
Edinilmiş İşitme Kaybı
- Doğum sonrası dönemde gelişen işitme sorunlarıdır. Başlıca nedenleri:
- Enfeksiyon hastalıkları (menenjit, orta kulak iltihabı)
- Kafa yaralanmaları ve kulak travmaları
- Gürültüye aşırı maruz kalma (akustik travma)
- Bazı ilaçların ototoksik etkileri
Çocuklarda İşitme Kaybı Risk Faktörleri Nelerdir?
- Ailede çocuklukta işitme sorunu öyküsü bulunması
- Prematüre doğum yapma
- Düşük doğum ağırlığı (1500 gram ve altı)
- Düşük APGAR puanı
- Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uzun süre kalma, özellikle 5 gün ve üzeri
- Menenjit, kabakulak gibi ağır enfeksiyonlar
- Orta kulakta üç aydan fazla süren kronik enfeksiyonlar
- Bebek anne karnındayken geçirilen viral enfeksiyonlar, örneğin CMV, toksoplazma ve herpes gibi hastalıklar
- Kafatası ve yüz yapısında doğumsal anomaliler
- Bazı genetik sendromlar (Nörofibromatozis, Usher sendromu vb.)
Çocuklarda İşitme Kaybı Tanısı Nasıl Konulur?
İşitme kaybının doğru teşhisi için kapsamlı bir inceleme yapılması gereklidir. Bu süreçte öykü alınması, kulak burun boğaz muayenesi, baş ve boyun fizik muayenesi, otoskopik inceleme, odyolojik testler ve gerektiğinde genetik ve radyolojik tetkikler kullanılır. Erken teşhis için, hem yenidoğanlar hem de okul yaşındaki çocuklar düzenli işitme kontrolü programlarına dahil edilir.
Çocukluk Çağı İşitme Kayıpları Nasıl Tedavi Edilir?
İşitme sorunu olan çocuklarda tedavi, çok disiplinli bir ekip yaklaşımıyla yürütülür. Amaç, çocuğun gelişim süreçlerinde en az etkiyle ilerlemesini sağlamak ve işitme kaybının olumsuz etkilerini en aza indirmektir. Tedavi seçenekleri, işitme kaybının tipi ve derecesine göre değişiklik gösterir. Bazı işitme kayıpları cerrahi veya medikal tedavi ile düzelebilirken, bazıları için işitme cihazları veya implantlar gereklidir.
Çağdaş tıbbi cihazlar arasında işitme cihazları, orta kulak protezleri, koklear implantlar ve beyin sapı implantları bulunmaktadır. Erken tanı ve gerekli durumlarda cihazlandırma ile rehabilitasyon programlarına başlanması, işitme kaybının gelişim üzerindeki etkilerini azaltmada hayati önem taşır. Araştırmalar, erken müdahale edilen çocukların dil ve iletişim becerilerinin, geç kalanlara kıyasla çok daha hızlı ve başarılı geliştiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, erken müdahale edilmesi çocuğun eğitim hayatı ve sosyal gelişimi üzerinde olumlu etkiler yaratır.
Okul Çağı Çocuklarda İşitme Taraması Programı Nedir?
İşitme kaybı sadece doğum sırasında meydana gelmez; bazen doğumdan sonraki süreçte enfeksiyonlar, yaralanmalar veya kalıtsal hastalıklar nedeniyle gelişebilir. Okul çağındaki çocuklarda işitme sağlığı, öğrenme ve sosyal gelişim açısından hayati öneme sahiptir. Bu doğrultuda, 2015 yılından itibaren ülke genelinde, ilkokul 1. sınıf öğrencileri için işitme tarama programları başlatılmıştır.
Okul Çağı Çocuklarda İşitme Taraması Programı Süreci
İlkokul birinci sınıfa başlayan çocuklara uygulanan işitme taraması, odyometri testleri aracılığıyla yapılır. Test esnasında her iki kulaktan da çeşitli frekanslarda 20 desibel seviyesinde seslere yanıt alınması durumunda çocuk başarılı sayılır ve ek teste ihtiyaç duyulmaz. Herhangi bir kulağın belirli frekansında yanıt alınmazsa, bu durumda bir hafta içerisinde test tekrarlanır. İkinci testte başarı gösteren çocuklar için ek işlem yapılmazken, başarısız olanlar Kulak Burun Boğaz birimlerine yönlendirilerek ayrıntılı muayene ve tetkiklere tabi tutulur. Ayrıca, işitme problemi riski taşıyan çocukların tarama sonuçları normal çıksa bile uzman muayenesinden geçmeleri önerilir.