Çocuklarda Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD) Taraması

Gelişimsel kalça displazisi, yani kalça çıkığı, bebeklerde ve küçük yaş gruplarındaki çocuklarda kalça ekleminin normal formda gelişmemesi sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Kalçadaki eklem yapısının gelişim sürecinde tam olarak şekillenememesi, zamanla basit bir dengesizlikten ileri düzeyde yerinden çıkmaya kadar ilerleyebilen kalça displazisi tablosuna yol açabilir. Kas-iskelet sistemi içinde yenidoğanlarda en sık karşılaşılan problemlerden biri olarak bilinen bu durum, zamanında tanı konup uygun şekilde tedavi edilirse, çoğu çocukta uzun vadede ciddi bir sorun yaratmadan normal büyüme ve gelişme sağlanabilir. Ancak, tanı ve tedavinin gecikmesi kalıcı kalça sorunlarına ve yaşam kalitesinde azalmaya yol açabilir.
Kalça Çıkığı İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Kalça çıkığı durumu çoğunlukla kız çocuklarında daha sık rastlanırken, erkeklerde de görülebilmektedir. Bu yüzden, cinsiyet fark etmeksizin kız ve erkek bebeklerin düzenli ve titiz sağlık muayenelerinden geçirilmesi hayati bir önem arz eder. Kalça displazisi riskini artıran diğer önemli etmenler şu şekilde sıralanabilir:
- İlk gebelikte doğan bebekler,
- Çoklu gebeliklerde doğan çocuklar,
- Bebeğin makat pozisyonunda doğması,
- Ailede kalça çıkığı öyküsünün bulunması,
- Amniyon sıvısının azlığı (oligohidramnioz),
- Sıkı kundaklama uygulamaları.
Bu faktörlerin varlığı durumunda, erken tanı için ekstra özen gösterilmelidir.
Bebeklerde Kalça Çıkığı Belirtileri Nelerdir?
Kalça çıkığı çoğu zaman belirgin semptom göstermeyebilir, bu yüzden rutin kontrollerin önemi büyüktür. Bununla birlikte, bazı durumlarda aşağıdaki işaretler gözlemlenebilir:
- İki bacak uzunluğu arasında fark olması,
- Kalça ekleminin hareket kabiliyetinde azalma, özellikle bacakların yanlara açılmasında zorlanma,
- Kalça ve üst bacak bölgesindeki deri kıvrımlarının simetrik olmaması,
- Bebeklerde temel motor becerilerden olan emekleme, oturma ve yürüme süreçlerinde gecikme yaşanması,
- Yürüyen çocuklarda aksama veya topallama,
- Kalça hareketleri sırasında tıklama veya klik sesi duyulması.
Eğer müdahale edilmezse, kalça çıkığı ilerleyen süreçte eklem yapısının bozulmasına, erken yaşta kireçlenme oluşumuna ve kalıcı hareket kabiliyetinin azalmasına sebep olabilir.
Bebeklerde Kalça Çıkığı Teşhisi Nasıl Yapılır?
Kalça çıkığının zamanında fark edilmesi amacıyla, yenidoğan döneminden itibaren 1 ile 3 aylık süreç içinde kalça ultrasonu yapılması tavsiye edilir. Doğumun hemen ardından, yani ilk 72 saat içinde, bebeklerin kalçaları genel yenidoğan muayenesi sırasında dikkatlice incelenir. 6-8 haftalıkken ikinci kontrol yapılır ve ardından bir yaşına kadar belirli aralıklarla takipler sürdürülür.
En yaygın ve güvenilir tarama yöntemi, kalça eklemlerinin fiziksel muayenesidir. Muayene esnasında kalça eklemleri dikkatlice oynatılır ve gevşeklik ya da çıkık bulguları incelenir. Muayene bebeğe ağrı veya rahatsızlık vermez.
3 aydan büyük çocuklarda kalça çıkığı fiziksel muayeneyle bacak uzunluğu farkı, kalça hareket kısıtlılığı veya deri katlantılarında düzensizlik gibi belirtilerle anlaşılır. Kesin tanı için görüntüleme yöntemlerine başvurulur. 3 aylıktan küçük bebeklerde kalça ultrasonu tercih edilirken, daha büyük çocuklarda kalça ekleminin röntgeni (direkt grafi) çekilir.
Aşağıdaki durumlarda ultrasonun birkaç hafta içinde tekrarlanması genellikle önerilir:
- Kalça ekleminde anormal gevşeklik hissedilmesi,
- Ailede kalça problemleri öyküsü bulunması,
- Makat pozisyonunda doğum,
- İkiz veya üçüz gebelik,
- Prematüre doğum (37 haftadan önce).
Kalça Çıkığı Olan Bebek Nasıl Yürür?
Kalça çıkığı olan çocuklarda yürüyüş genellikle normalden daha geç başlar. Yeni yürümeye başlayan bebeklerde bir bacak diğerine göre kısa olabilir ve bu da topallamaya yol açabilir. Yürürken kalçalardan biri diğerinden farklı hareket eder ve diz dışa dönük görünebilir. Zaman zaman, etkilenen bacakla yürüyen çocuklarda aksama fark edilir; bu bacak sağlam olana göre yere tam temas edemez ve adım atarken adeta yerden çekilerek hareket ettirilir.
Kalça Ultrasonu (Bebeklerde Kalça Çıkığı Testi)
1980’lerden itibaren kalça ultrasonu, bebeklerde GKD'nin erken tanısında tercih edilen yöntem olmuştur. Ultrason, kalça eklemini çeşitli açılardan görüntüleyerek femur başının yerleşimini detaylı şekilde ortaya koyar. Bu sayede, fizik muayenede ve röntgende gözden kaçabilecek sorunlar tespit edilebilir. Erken teşhis ve doğru tedavi için ultrason, bebeklerin ilk 6 ayında en sık kullanılan etkili bir tanı aracıdır.
Bebeklerde Kalça Çıkığı Tedavisi Nasıl Yapılır?
Eğer kalça çıkığı zamanında teşhis edilirse, genellikle cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan düzeltici yöntemlerle iyileştirilebilmektedir. İlk 6 ay içinde uygulanan atel tedavisi ve diğer destekleyici yöntemlerle kalça normal pozisyonuna getirilebilir. Ancak 6 aydan sonra tanı konan vakalarda, femur başını yerine oturtmak için genel anestezi altında cerrahi işlem gerekebilir. Bu ameliyattan sonra kalça bölgesi alçı ile sabitlenir. Tedavi sonrası düzenli takipler yapılır ve gerekiyorsa ek müdahaleler planlanır. İlk 6 ayda müdahale edilirse tedavi başarısı %100’e yakındır.
İlk 6 ay içinde uygulanan atel, bebeğin kalçasını hareket etmez halde tutar ve kalçanın gelişimini destekler. Bu atel birkaç hafta boyunca sürekli takılır ve sadece uzmanlar tarafından çıkarılır. Kontrollerde atelin ayarları yapılır ve ailenin bakım konusunda yönlendirilmesi sağlanır.
Eğer tanı 6 aydan sonra konursa veya atel tedavisi yeterli olmazsa, eklem genel anestezi altında uygun pozisyona getirilir (redüksiyon). Bu işlem sonrası alçı uygulanır ve en az 6 hafta kalması gerekir. Alçı çıkarıldıktan sonra kalça durumu tekrar değerlendirilir ve ek alçı uygulaması gerekebilir. Toplamda, kalça tamamen sabitlenene kadar 12 haftaya kadar alçı süresi uzayabilir.
Doğumsal Kalça Çıkığı Önlenebilir Mi?
Gelişimsel kalça displazisi tamamen önlenebilir bir rahatsızlık değildir. Erken dönemde yapılan düzenli kontroller sayesinde bu rahatsızlık zamanında belirlenebilir ve olası komplikasyonlar önlenebilir. Bebeklerin kalça ve dizlerinin doğal şekilde hareket edebilmesi için fazla sıkı sarılmalarından kaçınılması önemlidir. Bu nedenle, onların rahat hareket etmelerine imkân tanıyacak şekilde gevşek ve esnek sarım yöntemleri tercih edilmelidir. Çok sıkı sarılan bebeklerde kalça gelişimi olumsuz etkilenebilir. Bu yüzden, bebeğin kalçalarını ve bacaklarını serbest bırakacak, rahat hareket etmesine olanak tanıyan giysiler tercih edilmelidir. Böylece kalça çıkığı riskini azaltmak mümkündür.