Çocuklarda Su Çiçeği Aşısı

Su çiçeği (varicella), genellikle çocukluk çağında görülen, oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. Çoğu zaman hafif geçirilse de bazı çocuklarda ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Hastalığa karşı en etkili korunma yöntemi su çiçeği aşısıdır.
Su Çiçeği Nedir?
Su çiçeği, varicella-zoster virüsü nedeniyle ortaya çıkar. Hastalık, genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık, özellikle yüz, gövde ve saçlı deride kaşıntılı döküntüler şeklinde kendini gösterir. Döküntüler birkaç gün içinde içi su dolu kabarcıklara dönüşür ve zamanla kabuklanarak iyileşir. Ancak hastalık sırasında kaşınan yaraların enfekte olma riski yüksektir.
Su Çiçeği Aşısı Nedir?
Su çiçeği aşısı, canlı zayıflatılmış varicella-zoster virüsü içerir. Bağışıklık sistemini virüse karşı uyararak hastalığa karşı direnç kazandırır.
Çocuklarda Su Çiçeği Aşısı Ne Zaman Yapılır?
Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan ulusal aşı takvimine göre; su çiçeği aşısı çocuklarda 12. ayın sonunda tek doz olarak yapılır.
Su Çiçeği Aşısının Yan Etkileri Nelerdir?
Su çiçeği aşısı genellikle güvenlidir. Nadiren şu yan etkiler görülebilir:
- Aşı yerinde kızarıklık, şişlik veya ağrı
- Hafif ateş
- Hafif döküntü
- Çok nadir durumlarda alerjik reaksiyonlar
Su Çiçeği Aşısı Neden Önemlidir?
Su çiçeği aşısı, çocukluk çağının en bulaşıcı hastalıklarından biri olan su çiçeğine karşı en etkili koruma yöntemidir. Su çiçeği genellikle hafif seyretse de bazı çocuklarda ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu komplikasyonlar arasında zatürre (akciğer enfeksiyonu), ensefalit (beyin iltihabı), ciltte iltihaplı yaralar, kulak enfeksiyonları bulunur.
Aşı sayesinde çocuklar bu risklere karşı korunur ve hastalığı geçirme olasılığı büyük ölçüde azalır. Aşı olan çocuklar hastalığı geçirse bile genellikle hafif belirtilerle atlatır. Ayrıca su çiçeği virüsü ilerleyen yaşlarda zona (herpes zoster) adı verilen ağrılı bir sinir ucu enfeksiyonuna neden olabilir; aşı bu riski de azaltır.
Aşı, toplum bağışıklığı açısından da büyük önem taşır. Su çiçeği çok hızlı bulaşan bir virüs olduğu için aşılanmış bireyler virüsün yayılmasını engelleyerek bağışıklığı zayıf olan (yeni doğanlar, kanser hastaları, bağışıklık yetmezliği olan bireyler) kişileri de dolaylı olarak korur.